28 Ocak 2010 Perşembe

‘geliyorum geliyoruuumm’…kahkahamı tutamıyorum insanın nereye geliyorsun diyesi geliyor..akabinde sorulan ‘sen geldin mi,nasıldı ‘ sorusu da hayvanlık doğasıyla içgüdüsel olarak işliyor sanırım..göbek üstüne bırakılan ölü kalıntıları temizleme sahnesiyle artık bu dizi çığırından çıktı deyip tv yi kapatıp kendime anlaşılır bir yumurta yapıyorum..bir türlü beceremediler sahanda sarılarını karıştırmadan yumurta yapmayı..

Ay sonu,maaş günü, asla ayın sonunda ödenmeyen ama ısrarla maaş gününün ayın sonu olduğu söylenen gün..tabi ki de anasını bile düdükleme potansiyeli olan elinde evraklarla gelen sevgili muhasebeci.sanki soru sorulmuşçasına bir şeyler anlatan boş bir adam..maaşların neden yatmadığını,yatamadığını,dükkanın mali açıdan çok parlak olmadığını falan sıralıyor,bunları da anlatırken açgözlülüğüyle doğru orantıda olan koca bonfileyi de midesine indirmeyi ihmal etmiyor.sülük..

Akşam hengamesi yarım kalmış karabiberliklerin tamamlanması,kağıdı bitmiş pos makinesi,sirkeli suda silinmeyi bekleyen çatal bıçaklar..biraz dedikodu eşliğinde yapılan işler..

Salonda masa paylaşımı yapıyoruz diğer 3 garsonla..bakmam gereken 4 masa var..ilk masayı şöyle bir uzaktan kesiyorum,tavrı konuşmaları hesabındaki para kadar büyük ve abartılı..parmak şıklamasıyla beni çağırıyor..yanına gidiyorum..’adınız ne küçük hanım’.. bayılıyorum gerçekten bu isim sorma ve yakınlık kurma çabalarına..adımı söyledikten iki saniye sonra,onun kölesi olmayı kabul ediyorum aslında ki zaten öyle olmasına rağmen ama salonun ortasında yüksek sesle ismimle hitap etmesi ona ayrı bir ego bana da rezil bir adam tarafından becerilme hissi uyandırıyor..menü de olmayan bir şarap istiyor ki menüde olmadığını biliyor.zaten konu olmaması değil.konu oradaki herkese bende dahilim bu kitleye bir yerlerden edindiği gereksiz şarap bilgisini satmak ve bunu yapıyor da gerçekten ‘ bence bu şili şarabını edinmelisiniz,ağızda bıraktığı buruk tat,güçlü gövdesi,meşe fıçısında beklemesi,en güzel yemeği bile gölgede bırakır’…suratına fırlattığım boş bakışın kafa sesi: ‘eee bundan bana ne....içecek misin,içmeyecek misin sen bana onu söyle.’..akabinde ki açılan şarabın tadım faslıysa tam bir karnavaldı gerçekten..bundan kim etkilenir dememe gerek kalmadan,korkunç sarıya boyanmış saçlı bayan-ki sarının da bu hayatta güzel tonları vardır oysa-çoktan etkilenmiş,ön sevişme faslındaymış .

Nere de hata yaptım acaba dememe sebep olan bu insanlar yüzünden bir kitap mı yazmalıyım acaba azınlık olan neslime… ‘denedim ama olmadı tadında’..

Hiç yorum yok: