25 Şubat 2010 Perşembe

  Kafamın içinde bir şarkı dolanıp duruyor ama ne olduğunu bulamıyorum..şef garson kulağıma eğilip 'elimizde fazla rezeneli kalkan var bugün satmaya bakın yoksa yarın personel yemeği olarak yersiniz'..

  akşam hengamesi başlıyor: boş tabaklar, şarap kadehleri, bardak makinasının sesi, çıldıran mutfak, yanlış siparişler, hırslı garsonun tek bir masada domuz gibi terleyerek sipariş alması, az yerine çok pişen bonfile, barmen den bana kahve fincanın da viski ikramı, rezervasyon krizi, ıspanak yatağında somon ızgara, altın renkli fırında tavuk, fıstık ve cevizle içi doldurulmuş kalamar, fesleğenle marine edilmiş ahtapot salata,benim ufak ufak demlenmem ve hop 15 kişilik sürpriz doğum günü masası..benim ödülüm bu gece bu.15 kişinin 13 ü de kız.nasıl oluyorda doğum günü partilerinin büyük bir kısmı sürpriz oluyor anlamıyorum.35 yıldır o gün senin doğum günün, arkadaşların seni bir yerlere çağırır, ellerinde hediye poşetleri ve pasta gelince salakça şaşırmalar duygusal hezeyanlar..kafamda dolanan şarkı neydi deliricem şimdi..
  giydikleri kıyafetlerden ve konuşmalardan standartları yüksek! bir grup olduğunu anlıyorum. sömestr tatilinde fransa'ya kayağa gitmekten, italya'da ki sahne sanatları okulunu bir yıl uzatmaktan, kapıda bekleyen şoförden, erkek arkadaşına aldığı 2650 euro luk saatten ingilizce ve fransızca arasına kısacıkta olsa serpiştirilen türkçe cümlelerden buluyorum..her 'karar verdiniz mi, siparişinizi almamı istermisiniz, şarap kimin acaba' sorularıma sanki görünmezmişim gibi davranılması ve durmadan omzuma çarpmaları komiğime gidiyor, aksanlı konuşan bu genç grubun ana yemekleri çıkıyor, aksanlı konuşmaları için hiçbir sebep yokken üstelik ama nedense 'tabaklarımızı change edebilir misiniz' demekten alıkoyamıyorlar kendilerini, iyi günümdeyim...masadaki boşları alırken doğum günü sahibinin kim olduğunu bilmediğimi hatırlıyorum ve gözüme en az makyaj yapmış en az parıldayan kıyafet giymiş kızı kestiriyorum ve kahve siparişlerini almaya başlarken kızın yanına sokulup 'pastayı ne zaman getirmemi istersiniz? ' diye soruyorum sessizce doğumgünü sahibi sanmadığım kıza..' pasta mı almışlar bana? ' diye önce fısıldıyor sonra da herkesin duyacağı şekilde bağırarak söylüyor..büyük ve ağır bir sessizlik çöküyor, tahminen 5-10 saniye kadar ama bana çok uzun geliyor..tınaklarıyla suratıma derin darbeler yapmak isteyen, panda gibi gözaltlarını bembeyaz boyayan bu kız yoğunluğu fazla grup karşısında şansım tükeniyor..
  ve sonunda tüm geceyi berbat eden beynimi yiyen şarkıyı buluyorum ikram likörler eşliğinde mırıldanıyorum 'some girls are bigger than other'..

4 yorum:

bishopman dedi ki...

şarkıyı da diyeydin..
valla merak ettim.

bi garson dedi ki...

e yazıyo ya sonunda şarkı :)

bishopman dedi ki...

ve sonunda tüm geceyi berbat eden beynimi yiyen şarkıyı buluyorum ikram likörler eşliğinde mırıldanıyorum 'some girls are bigger than other'..
paragrafını hiç okumamışım ben.. şimdi farkettim..
şarkı süper hakkaten diyip yırtmaya çalışıyım..

Arifoglu dedi ki...

haha, süpermiş. doğum günü rutini diye bir şey var tabii ki, bunun için en iyi yöntem sanırım sürpriz doğum günü partisi yapacakmış izlenimi verip yapmamak.