14 Şubat 2010 Pazar

Kalakaldım…mutfakta bekleyen bulaşıklar, çamaşır sepetindeki kirliler, salondaki masada dünden kalma rakı sofrasının mezeleri,‘ben yarın toplarımm yaaa’..kafamda çalan müzeyyen senar şarkısı eşliğinde kalakaldım..hiçbirini yapmak istemiyorum bu çok açık ve net. zaten günde 10 saat çalışıp masaları topluyorum, evimde de bunu yapmak istemiyorum..o masa akşamda toplanır..
Bir grup genç, biracılar ‘içki ne kadar’ sorusunun ardından bira söylemek, bir üniversitenin mezunları, toplaşmış. hasetten, tarzdan, kıskançlıktan kırılıyor ortalık..konuşmalara şahit olmamak için gösterdiğim çaba yersiz.
İçkilerini verdiğim güzel kızımız kendinden daha şişman olan diğer kızımız üstünde fiziksel bir güç kullanır..’görmeyeli baya değişmişsin (hayvan gibi şişmanlamışsın) bu arada çantan çok güzel, nerden aldın (bu çantayı nerden buldun kaltak..)…hafif şişman olan kızımız ‘ya arkadaşım yurtdışından getirdi bana (pasajlarda bulabilirsin 10 lira )..sende ama yani çok zayıflamışsın dikkat et kendine ( eminim 32 bedensindir, zaten herkesle de yatıp kalkıyorsun ) alakasızca kurulan yakınlık cümlelerinin alt metinleri daha alakasız ve hastalıklı..başka bir gruba doğru yönleniyorum,.kural 5: içki içmenin pahalı olduğu bir mekanda sürekli ‘iç iç iç ‘ diye ısrar eden az gelişmiş arkadaşlarınızdan kurtulmanın en etkili yolu: ‘antibiyotik alıyorum’..ki nitekim dar mavi pantolonlu çocukta öyle yapar ve dövmeli, yakışıklı çocuğa sorar ‘neler yapıyorsun, iş felan buldun mu?’..yakışıklı çocuk: ‘bi yerde barmenlik yapıyorum ama bu benim işim değil geçici yani (yaklaşık 3 yıldır barda çalışıyorum. iyi para kazanıyorum aslında başka iş baktığımda yok) sen neler yapıyorsun? yurtdışına gittiğini duydum’..mavi pantolonlu çocuk: ’aa evet, master yaptım Hollanda da. sonra new york a geçtim, iş teklifi gelince döndüm (annem benim gay olduğumu öğrenince yurtdışına sürdü, para yollamayı kesince de döndüm, babamın matbaasında çalışıyorum. ayrıca gittiğim yer Hollanda değil Azerbaycan )..sadece sikiş peşinde olan, birbirlerinden ölesiye nefret eden, bu partinin haberini aldıkları günden beri ne giyeceklerini düşünen, bir tarzları, müthiş yetenekleri, yaratıcı fikirleri olduğunu düşünen bir avuç genç, iki bira sonunda sürtünerek dans eden ve sesini duyurmak için kulak içini yalamak suretiyle konuşan bir avuç genç; internetten takip ettikleri kadar modanın kurbanı olan, aynı örnek saç, aynı tişört, aynı pantolonla dolaşan bir avuç genç.
Üzülecek değilim boşa geçirilmiş hayatlar için, eve gitmek sadece niyetim belki rakı masasında kaldığım yerden devam ederim ben ve müzeyyen senar..

1 yorum:

JeZeBeL dedi ki...

en çok bunu sevdim nedenseee:)