16 Mart 2010 Salı

  Boğazımda koca bir balgam, göğsümde senfonik bir hırıltı, kafamın bedenimden ne kadar büyük olduğunu hissettiren baş ağrısı, dayak yemiş kamyon geçmiş gibi vücut ağrısı klişelerinin hepsi vardı bu sabah uyandığımda. mecburi uyanışlardan bir tanesi daha..telefonla zorla uyandırılmak..'bu akşam bir akadaşımın fotoğraf-kolaj çalışmasının sergi açılışı var, erken gelir misin?'..erken değil, hiç gelemem aslında..

  hastalık ne yazık ki iş hayatında en kolay söylenen yalan olduğu için, gerçekten gebersende inanmazlar. bu yüzden pamuklu atletimi giyip pantolonumu çorabımın içine sıkıştırıp yola koyuluyorum..gördüğüm manzara beni iyileştirmek yerine daha da öldürüyor. gerçekten de bi sergi var ve gerçekten de kolaj adında..ama buna sanat diyeni bir demlik çayla haşlarım...çöp poşeti vücuduna sarılmış önünene sarı siyah olay yeri bandı çekilmiş, arkasında dur işareti olan fotoğraf çalışmasının önünde duran iki kişi. kadın bir eliyle martini kadehini tutup diğer eliylede zeytini ağzına götürüp götürüp sevgili sanat eserini anlatıyor saçlarını morrissey gibi yandan ayırmış kemik gözlük takmış çocukcağıza: 'modern dünyada, teknoloji ilerledikçe ne kadar sıkışıp kaldığımızı, tüketimin birbirimize olan bağlarımızı yokettğini ve bilinmez geleceğe mahkum olduğumuz anlatan bu çalışma gerçekten çok başarılı'...ahhh biri beni vursun, aşağı atsın, etlerimi lime lime doğrayıp çorbaya katsın..deli misiniz ya..daha sigaranı kültablası yerine yerde söndüren bi primitif insanken bu göndermeleri hangi akıldan ya da götten uydurabiliyorsun..styling manager vintage reprediksiyon la ilgilenen (bu cümlelerin hepsi ona ait) si bemolden konuşan kürklü kızın sesi böğrümde çınlıyor .'hayatımmm harika, çok ama çok güzel, şok oldum gerçekten'..ahh yeter artık..bana bir pastil, bana apranax, bana asit, bana siyanür, çamaşır suyu, bişey verin içiyim..bir de daha fenası bu insanları eleştirip delicesine bunlar gibi olmak isteyen kitle var ki en tehlikelisi o ve onların kafa sesleri:..(çizmeyi nerden almış acaba, saça bak ne biçim, ay benim elbisemin aynısı mı o, martinin içindeki ne ki, herkeste modacı olmuş, şu editörlede bi tanışsam)
  evet tam şu anda bende bir sergi açmanın ya da abartıp yeni modern bir sanat akımı yaratmanın peşindeyim..adı da  'bok(art) izi kalsın'...van gogh sen kendini öldürmeseydin eğer, fransa ya gelip ben senin çükünü keserdim muhtemelen bunları gördükten sonra...

1 yorum:

bishopman dedi ki...

Olmayan ama gördüğünü sandığı şeylere yorum yapmak gibi enteresan bi hastalığı var bu türk entelinin..
Hiçbişey anlamadığı bienal çalışmalarına dakikalarca bakıp üzerine saatlerce konuşabilirler..
Saatlerce konuşup günlerce düşünüp vakit harcayacaklarına hayırlı bi iin ucundan tutun desen hepsi kayıp.
Cihangir yansın dönüp bakmam.

Not: Geçmiş olsun..