23 Mart 2010 Salı

  güneşli bir sabah. kalın giysen sıcak basacak, ince giysen 'çüşş daha o kadar da değil' detirtecek bir hava..dürtülüyorum evin içine sızan ve gözümü buruşturan güneş tarafından. zorla dışarı çıkmalıyım sanki hissiyatıyla ucuz güneş gözlüklerimi takıp atıyorum kendimi sokağa. tadını çıkarmam iki saat; sonra işe gidiyorum..
  kişilerin üstüne kusma dürtüm zaman zaman karışık bitki çayına aşermemle erteleniyor..personel müdürü olan kızın bardaki çocuğu kitlemesiyle, papatya, ısırgan otu, rezene, oğul otu, adaçayı, kekik, yaban mersini, bal ve limon suyunu karıştırıp kafama dikmek istiyorum. bu dialog tanıdık, yaklaşık 6 yıldır aynı şeyleri söylüyor bu kız..'ay valla yeter istifa edicem, dayanamıyorum artık, herşeyi ben yapıorum bu dükkanda. bir yerle görüştüm aramızda kalsın ama (asla aranızda kalmaz) haber bekliyorum..kural 6: bir işyerinde durmadan ayrılacağını ve durmadan başka bir yerlerle görüştüğünü söyleyen insanlara inanmayın. çünkü onlar çoktan kazıklarını çakmışlardır oraya ve bu hikayeyi dinleyen 17.kişi olarak tarihe geçersiniz sadece..ilgilenmem gereken rezervasyon masası geliyor...yıldız parkının en kuytu köşelerinde - yiyişecek evleri olmadığından - uzaktan bakılınca tek bedenmiş gibi duran sevgililere benzeyen bu sarılma delisi çiftin olayı evliliklerinin 1. yıldönümü olması. bizden onlara içine nar taneleri atılmış şampanya ikram olarak gidiyor..çerçevesiz gözlük takmış, boğazına kadar gömleğinin düğmelerini kapamış, incecik bıyıkları olan adam teşekkür etmek yerine adeta kırılıyor..ayakkabısına verdiği paranın 15 lirasıyla keşke boya alsaydı da 6 aydır dipleri çıkan asıl siyah sonradan sarışın olan kadının saçlarının tepesine bakıp sipariş almasaydım..elinde tuttuğu tek gül artık konu bile değil ..siparişleri vermek üzere mutfağa giderken mutfak şefi kolumdan tutuyor..yaklaşık 168 boyunda ve 42 kilo  olan bu adam yurdun herhangi bir dumanlı dağından kucağında koca patatesli ekmeği yiyerek gelmiş ve bana 'şşşttt kız, şampanya mı ikram edion nieki?' diyor...'1.evlilik yıldönümleri'...'seneye ayrılırlar zaten, kehkehkehkeh'...kendi söyleyip kendisinin gülmesi ve her hareket etmesiyle buram buram üstüne sinmiş yılların sigara kokusu..'yok ikram mikram, zaten açığımız çok, hem para bok gibidir böylelerinde'..hayvanla insan arasında sıkışmış bu adamın sanki etinden et kopardım, canını aldım, çocuğunun rızkını çaldım..şimdi bu güzel havada üst komşum zeliş teyze ve emel ablayla balkonda oturup çay içmek vardı. emel ablanın yeni yaptırdığı memelerine bakar, dokunur, kocaları boşamakla ne iyi yaptım demesine detone kahkahalar patlatıp sonra da  fallaşırdık..
  'bakarmısınız bir fotoğrafımızı çekermisiniz? bugün bizim 1. evlilik yıldönümümüz de'...

2 yorum:

aikon dedi ki...

:)))

-2 dedi ki...

pop-up!!

"emel ablanın yeni yaptırdığı memelerine bakar, dokunur.."

bi an dedim nereye gidiyor bu iş..