9 Nisan 2010 Cuma

  başarısız iş görüşmelerimden birini daha ekliyorum haneme. kendimi pazarlama, kendimi satma, kendimi sevme, kendimin farkına varma, farkındalıklarımı önemseme adlı kitapları okumadığım için tıkanan tüm çakralarımın karşılığını evren adlı beni bir türlü sevmeyen yeni kankam suratıma bir tokat gibi cevap veriyor 'biz sizi ararız'..kadıköy den alışkın olduğum hüsranlarımla beraber dolmuş durağına doğru yola koyuluyorum..bütün tüllü, dantelli, mor etekli, siyah rimelli, converse ayakkabılı, ekmek arası patates kızartması yiyen gençleri arkamda bırakarak dolmuşta bekliyorum ulu 7 kişinin dolmasını..
  zeka özrü, günah çukuru iş yerime varıyorum..bugün diyalektiğimin limitlerini zorluyorum..hayatımdaki bütün olumsuzluklar kilolarca olduğundan beni harika günler bekliyor o zaman diyorum. koca koskoca, sahtekarca, rahatsız edici bir tebessümle söylüyorum bir gramına bile inanmayarak üstelik. çünkü karşımda pilatesten gelen poposu sıkılaşmış patronum ve yarısı terkedilmiş, yarısının yaşı 40 olmuş arkadaş grubu var..ve ben sırıtmaya devam ediyorum. sonunda sümüklü bir ağıt bekliyor diye de korkmuyor değilim..patronum ve arkadaşları sex and the city karakterleri gibi mi takılıyor yoksa benim sekizinci çakram biranda açılımıverdi? margarita içmeler, eski sevgilileri anmalar, hatta onları yoksaymalar, genç garson çocuklara inceden kesik atmalar, bir margarita bir margarita daha derken işte osho nun bile tanık olmak istemeyeceği sahneye ben sadece bir garson parçası olarak tanık oluyorum. tüm bastırlan egolar, sıkılaşan popodan alkolün etkisiyle bir anda çıkıveriyor. yarım saat önce 'bundan sonra simply takılacam, haftasonu atlayıp amsterdama gidelim' diye kararlar veren, 'sadece birazcık sarılsan bile olur' adlı bu kadın grubunun ikisi şimdiden ağlamaya başlamış bile. acı türk kahvesiyle kendine gelmeye çalışan kadının ağzının ortasına okkalı bir tokat atma isteğiyle doluyorum. akabinde dükkanı ateşe verip hindistan a kaçmayı..ama önce insan sevmeliyim, insan biriktirmeliyim, pozitif düşünmeliyim ki pozitif bana gelsin...hala dişlerimi sıkarak delice gülümsüyorum...

5 yorum:

batu cem dedi ki...

dışarısı hakkında yazdığın da daha keyifli oluyor sıkıldım mankafalar hakkında kalem eskitmenden .bir de hindistan yerine, moğolistan ı tavsiye ederim, üstelik çok para biriktirmene de gerek yok.

bishopman dedi ki...

Daha önce de dükkanı yakma konusu açıldığında benzinin benden demiştim..
hatta asma kilit olayı da var..
sen de yavaş yavaş olaya ısınıyosun gibi..

p.s. azmettirici olmak ta pis işmiş be öyle insafsız gibi..

bi garson dedi ki...

:)

bishopman dedi ki...

gülme ama..
ben burda ciddi ciddi adeta bi mafya patronu gibi, bi provokatör gibi seni motive etmeye çalışıyorum :)

dendromys dedi ki...

Yogunbakim bekleme alaninda oturmus 3.46da seni okuyorum.ayni tebessumle doktorlarla konusuyorum.