2 Nisan 2010 Cuma

  fonda norah jones çalarken uyanıyorum..bembeyaz yatak örtüsü, ışıl ışıl bir gün. odadan çıkıp salona geçerken arkamdan bir ses: 'günaydın hayatım, sana kahvaltı hazırladım, kahve ister misin'...kıçımı kaşırken ki bu karşılama şaşırtıyor beni..'çok tuhaf, ilginç bir rüya gördüm demin..günde 16 saat çalışan bir garsonmuşum güya, işyerime yakın olsun diye leş bir eve 600 lira kira veriyormuşum, iki ay önceki maaşım da yatmamış, ama adamlar üçüncü dükkanlarını açıyormuş..çok saçma değil mi'...'evet hayatım çok saçma, şimdi soyunda küçük beyaz memelerini avuçlayayım'...'hayıırrrrrrrr,'.....

  fonda yan dairenin ergen oğlunun türkçe rock adındaki çilelerden çile beğen şarkısıyla uyanıyorum...güneş görmeyen odamı sabah saatlerinde bile aydınlatmak için ışığı açıyorum..buzdolabında yemek yapmama fırsat vermeyenler yüzünden çürümüş domatesleri çöpe atıyorum..yine siktiğimin rüyası..
  asla birarada sipariş veremeyenlerle başladığım bugün de dünyanın en kolay sorusunu sorup cevap alamıyorum: 'sipariş vermek ister misiniz?'...tükürükler saçarak konuşan kızıl saçlı, yeşil gözlü kızın eski sevgilisiyle buluşma hikayesi dinleniliyor masada..mevlana sabrıyla tekrar ettiğim düşük IQ lu soruya tek bir kişiden cevap geliyor..biraz yanlarıma, biraz göbeğime, en çokta götüme yarasın adlı bol kremalı çilek şuruplu çikolata soslu kahveyi götürüyorum...masadan ayrılırken bir diğeri sipariş veriyor...dudaklarımın kenarında espiri anlayışımı kaybetmediğimi gösteren ufak tebessümle ikinci kahveyi götürüyorum ve akabinde üçüncüsü sipariş veriyor...şaka mı bu?...mal mısınız?..aynı anda söyleyemiyor musunuz?..ayrıca neden peçete ve kürdanları hırsla atomlarına ayırıp unufak ediyorsunuz? eski sevgiliyi arkadaş ayağıyla götüren kızıl abla siz değilsiniz, rezil 31 ciler...çatttt(kahveyi masaya koyma sesi)...
  yemek molasına çıkarken karşı komşunun akşam saat 8 de uyuyan kızı görünümlü ablayla yanlışlıkla gözgöze geliyorum ve merak etmediğim, soru sormadığım halde, yenilmeyecek kadar kötü olan personel yemeğini daha da çekilemez kılıp iletişime geçmeye çabalıyor ve tamamen yanlış yerden başlıyor..'sende dövme varmı? ben de 5 tane var..bak biri kolumda (kalp içinden gül geçme motifi)..bu eski sevgilimin adı (ensesinde)..iki tane omuzlarımda var (melek ve kanatları)..bir de kalçamın üstünde (saçma sapan desenler)'...bundan bana ne be abla, ne alaka...ben neden durmadan pilav yiyorum diye sorgularken senin dövmelerinden bana nee...'hımm güzelmiş'....'sevgilin var mı senin?'.....çüşş artık. tampon muhabbetler eskiden burcun ne, nerelisin, nerden mezunsundu..şimdilerde sevgilin varmı mı oldu?..yoksa rüyamdaki memelerimi avuçlamak isteyen kişi bu mu?..ahh şu yemeklerin içine bonfileden artan yağları koymayın artık...'benim sevgilim var, kaç yaşındasın'......hayırrrrrrrr (kafa sesim).....

1 yorum:

bishopman dedi ki...

''karşı komşunun akşam saat 8 de uyuyan kızı görünümlü abla'' tanımlamasını cümle içinde kullanabilen insan büyük insandır, güzel insandır.. Candır :)