14 Temmuz 2010 Çarşamba

  yavaş yavaş uyanamıyorum bazı sabahlar.rakıyı büyük mü yoksa küçük mü söyleseklerin üzerine içilen biraların mesanemi zorlamasıyla tuvalette buluyorum kendimi..üre ve ürik asitlerimi bırakırken düşünüyorum ki zaten insan en garip şeyleri tuvalette düşünüyor nedense..şöyle uyansam ağır ağır, bembeyaz yatağımın ucundaki sabahlığımı giyip devasal perdelerimi bir hışımla açsam ve kendime güzel bir kahve yapsam, ne anlama geldiğini bilmediğim fransızca şarkıları ezbere söylesem mesela..bu kadar sinematografik hayaller ancak işerken gerçekleşir...

  artık ayaklarımın geri geri gittiği iş yerinde dakikaları sayıyorum, saçmalıkları duymuyorum bugün, istekleri, talepleri, herkes zaten fazlasıyla mutsuz, tatminsiz ve kaderci..üstüne ben ve hastalıklı zihnimin yarattığı saçmalığı eklemiyorum bugün, pilav ve sulu etli personel yemeğine kızmıyorum, patronumun sağ kolum dediği ahlakçı şefin 21 yaşındaki genç garson kızı  nası sıkıştırıp öptüğünü düşünmüyorum, onu günde 3 saat çalıştırıp evine yollayıp aynı parayı verdiğinin hesabını da yapmıyorum, banka hesabına yatan maaşını çekip patronuna geri veren, böylece verginin amına koyan patronundan durmadan şikayetçi olan  arkadaşımı da önemsemiyorum, evliliklerinin 25. yıldönümünü deeevvvv evlerinde yemek veren çiftin garsonu olarak çalışırken tuvaletteki herşeyin varak olmasına da aldırmıyorum.zenginliğin sembolü olan altın kaplamalar sifondan, bok fırçasının ucuna kadar olmasına rağmen üstelik. bugün tahmin edemediğim kadar sakinim. giydiğim beyaz gömlekten kalan kısımlarımın güneş yanığı olması da hiç mi hiç sorun değil, siyah pantolunun ardından pişik olan götüme döktüğüm talk pudrası artık konu olmaktan çıkabilir .
  ben sadece küçük bir veda etmek istiyorum bugün..massive attack, pink martini, roger waters, norah jones, leonard cohen, burgazada ve nicelerine..güle güle geldiniz ve güle güle gittiniz..bize de konser öncesi ve sonrası gelenlere soğuk blush ikram etmek düştü bugün dün ve yarın..

Hiç yorum yok: