12 Ağustos 2010 Perşembe

  yaklaşık bir haftadır rüya görmüyor olmama rağmen sabahları sıçrayarak uyanıyorum..sanırım bu eski sevgilimin evlendiği haberini almamla aynı zamana denk geliyor..derdimin yada bana sıkıntı yaratanın ne olduğunu bulmaya çalışıyorum. bunları sorgularkende 4 yıl önce beraber gittiğimiz yerlere gidiyor, hatırlamadığım 7 yıl öncesinin anılarını hafızamdan zorlamalarla çıkarmaya çalışıyorum. kendimi beğenmeme, küçük görme durumları peşimden geliyor  ve akabinde bingo!! statü durumu tepeme çöküp koca bir göt gibi suratıma oturuyor. seni kim isterde ki zaten garson müsvettesi söylemlerim beşinci kadehimle beraber sesli hale dönüşüyor. bardaki çocukla dertleşmekle durum çirkinleşiyor, ucuz dizi karakterleri gibi tarihe geçiyorum. tarihe geçiyorum derken  başkasının hayatında tarihin tozlu raflarında yerimi almanın gerçekliğiyle uyumayı deniyorum. karşımda oturan, küçüklüğümden beri beni bir türlü yalnız bırakmayan  binlerce karakterlerimin hepsi kadehlerini tokuşturup kahahalar eşliğinde bana kapıyı gösterip kulağıma fısıldıyorlar:  'ne istediğini bilmeyen ey hayalperest şimdi ikile'..
   her masanın illa sinir bozucu bir sözcüsü olur, garsonu yönlendirir, işine karışır. aslında dikkat edilirse masada en yalnız kişi odur, kimse onunla konuşmaz, ona danışmaz, onu merak etmez. bu yalnızlığın acısını garsondan çıkarır doğal olarak..'çocuklaaaar bana bir kahveee'  diye yüksek sesle bağırır, herkesin duymasını ister, özgüven patlaması yaşar ..bugün bana bulaşma bay libido. asabım bozuk, kadınsal hezeyanlarıma yenik düşmüş durumdayım. 30 a bir kala sendromlarımın üstüne bir tutam kubar katıp içmenin tam sırasındayım, saçlarımı kesmeliyim, kişisel gelişim kitapları okumalıyım, tüm spor ayakabılarımı ibrat-i alem olsun diye yakmalıyım.. şimdi kim tutmuş, kim sevmiş, kim becermiş, kim gitmiş, kim silmiş bilmem.
  bildiğim sel ağzına bina yapılmaz, et pişmeden önce tuz konulmaz, ıslakken saç taranmaz ....deh düldülüm dehh.


.

Hiç yorum yok: