30 Ağustos 2010 Pazartesi

  yatağın karşısında dev van gogh tablosu..burası benim evim değil..gözümün gördüğü tüm nesneleri seçmek için beynim beni terketmiş bu sabah. hiçbirşey hatırlamıyorum, anlık flashbackler dışında:  patlayan ışıklar, kırmızı ve kocaman olmuş gözler ve bana sarılmaya çalışan biri...ahh işte o en sevdiğim an, kafamın bedenimden ağır gelmesi..kalkmaya çalışıyorum, ayaklarımdaki kaslar geri çekilmiş, dizimde koca bir morluk, sıfır hafızayla tuvaletteki aynada kendimi seyrediyorum..noolduki?
  bir gün öncesi: istanbul moda haftasında görevliyim.. kahvaltı, öğlen yemeği, akşam içkileri..en olmamam gereken yerde, cehennemim merkezindeyim. kadın ordusu, kadın kabusunun çepeçevrelendiği sulanmış beyinlere güçlükle anlatıyorum: o elinizdeki kaşarlı simit, evet evet simit...kafamı kaldırmaktan korkuyorum. içerdeki 300 kişinin hepsi aynı ve bunun farkındalar mı? yüksek daha da yüksek belli etekler, çizgili tişörtler, yandan ayrılmış saçlar, rayban gözlükler ve bakii olan aptal soruları.. 'limonata mı yoksa portakal suyu mu daha güzel?'.. birini diğerinden ayıran ne olabilirki sence? narenciye sınıfına giren  suyu sıkılası meyveden bahsediyoruz...'çocuklar bana  bi kahve verin'.. 'buyrun kahveniz'...'aaa ben kahve içmemki, sen bana portakal suyu ver'....bi öneri ; hermes çantana verdiğin parayla mesela kendine şöyle uzun bir tatil ısmarla, arada doktora görün, kafamın içindeki beyin diye adlandırılan organımı nasıl geliştirebilirim diye kitaplar oku...unutmak için içiyorum, kahkahları duymamak için içiyorum, dolgu topukları görmemek için içiyorum..yansın retro herşey, yıkılsın vintage mağazaları, sulara gömülsün miu miu markası, boğazınıza dizilsin yediğiniz havyarlar...  ve işe yeni başlayan çilli çocuk... karşımda...kulağıma eğilip: 'bu insanların arasında kaybolmak işine geliyor biliyorum, onlara göre 'kocaman' sana göre 'boktan'  hayatlarına bakıp eğlenince kendi hayatını unutuyorsun. bu oyunu bende oynuyorum..buarada sana bakmadığım heran bana baktığının farkındayım, kitaplarda beni aradığını, kahramanları ben sandığını, benim için fotoğraf çektiğini de..bunları ertesi günü hatırlamayacaksın bunu da biliyorum, yoksaymaların, nefretin artıyor çünkü, hatırlamamakta işine geliyor böylece.. aldığın kimyasallar, içtiğin içkiler sadece zamandan çalşıyor. yanıt verebilir miyim bütün sorularına bilmiyorum ama sabah kendi yatağından kalkınca hiçbirşey hatırlamazsan şunu bilki saçlarını kulağının arkasına götürüp sana sarılmam gerçekti'...
  fonda çalsın tüm leonard cohen şarkıları lütfen...

Hiç yorum yok: