12 Haziran 2011 Pazar

  gözlerimi kamaştıran flaşları elimle kapamaya çalışsamda nafile idi...yakından çekilen fotoğraflar ve kafamı kurcalayan detaylar, bıyıklar, çıkan kaşlar, siyah noktalar ve kontrol edilemeyen gözler..

  her trajedinin, her alkol sonrasının ve her dönem nükseden melankolinin menüsünü yazmaya karar verdiğimden beri çıkmadığım arnavutköy malikanesinden nihayetinde kendimi dışarı bıraktığım güneşli sıkıcı bir pazar günündeyim...bu sahil trafiğine girecek kadar gay mi oldum acaba munazaralarıyla boğuşuyorum..güneş acımasızca gözlerime, koltuk altıma, yeni traş ettiğim apış arama kadar giriyor..bir kitap yazmanın insan üzerindeki ağır baskısı ve bohem havasının altından kalkmayı bilekli nike ayakkabılarım ve rayban gözlüklerimle başarıyorum..sık sık cümle içlerinde 'tevekkeli değil, mütevellit' gibi unutulmaya yüz tutmuş kelimeleri kullanıyorum, keza müfredattan kalkmasına ragmen şapkalı a'lar benim kahramanım..
  melankolili meyveli çilek: melankolinin menüsü çok basit..ucuz portakallı çikolata alın..havalı olsun diye benmari usulü ile içine su kaçırmadan çikolataları eritin..eriyen çikolataları mevsimine göre tercih edilen tüm meyvelere bulayın ve bekleyin..ruhsal olarak beklemeye müsaitsiniz zaten.. melankolinizin azdığı döneme denk geldiği için pencereden uzun uzun dışarıya bakıp istediğiniz en kalp parçalayan şarkıyı dinleyebilirsiniz buarada. .soğuyan portakal aromalı çikolataya bulanmış meyveli kabı kucağınıza alın..zaten üzerinizde sabahlık veyahut pijamanın var olduğunu tahmin ediyorum..ağzınıza yüzünüze bulaştırana kadar yiyin..size iyi mi gelecek, bir anda enerji dolup en güzel giysilerinizi giyip dışarı çıkacağınızı, arkadaşlarınızla buluşacağınız mı zanettiniz? üzgünüm yanıldınız..before sunrise tekrar tekrar dönerken, gözleriniz dolu dolu ve siktirgitler havalardayken bu imkansız...
   trajedili kereviz çorbası: başınız ağrıyor ve yaşadığınız trajedi nerdeyse 1800 ingilterisinden kalma hissi veriyorsa...dolapdere pazarına buyrun..kereviz, havuç, soğan, patates ve size kışı hatırlatan tüm sebzeleri suda haşlayın, blender dan geçirin ve için ki muhmemelen boğazlarınız öfkeden düğüm düğüm olduğu için içemiceksiniz...dolaba koymayı unuttuğunuz harika çorbayı  üzerinde yaşam belirtisi olan köpükler eşliğinde lavobaya dökeceksiniz..ama size kazancı şu olacak, bundan sonra iyelik eklerini seveceksiniz, soğanım, kerevizim diye anlatacaksınız..çünkü bunu hakettiniz..
  histerili kavun punch: kavunları doğrayın, azıcık şeker ilave ederek mikserden geçirin..elde edilen sıvı karışımın içine histerinize göre alkol boca edin..artık içip içip ağlar mısınınız, abuk sabuk mesajlar mı atarsınız, komşuları rahatsız edecek kadar büyük kahkahalar mı atarsınız bilmem..sabah pişmanlığının garantili olduğu yegane tariftir..bu da size şefin püf noktasıdır..
  lütfen fotoğraflarımı çekmeyin..dergilerin en arka sayfalarında minik sarhoş fotoğraflarımın görünmesini istemiyorum...henüz buna ve 30 olduğumu kabul etmeye hazır değilim çünkü....

Hiç yorum yok: