31 Mart 2011 Perşembe

  mavi, sarı ve kırmızı renkli çinili bir havuza atlayın...dibinde bağdaş kurup nefesinizi tutun..bekleyin....
  annenize sorun.. karnım ağrıyor neden diye..'çorapsız yere bastığın için' diyecek.. işten nefret ediyorum, güneşler çıktı, havalar değişti, morallerim bozuk, kalbime hala iğneler saplanıyor geceleri , neden sence ..'çorapsız yere bastığından, iyi beslenmediğinden ,uyanır uyanmaz kahve içtiğinden'.. .net, basit ve bireyci açıklamalarla gelecek...bi çay koyucak, beyazların varsa çıkar yıkayacam diyecek...göz altınızdaki ağlamaktan, alkolden, uyuşturucudan, uyuyamamaktan oluşan çift halkalar için patates haşlayacak..onu dinlerken gözleriniz dolu dolu olacak ...ama neden ağladığınızı asla sormayacak... kalın bir çorapla terlik verecek ve giy bunu diyecek..
  babanıza sorun...en rahat koltuğu işgal eden, kumandanın kralı olan, ütülü gömlek ve jilet gibi pantolon giyen, dolabı olmasına rağmen kıyafetlerini kapı arkasına asan babanıza sorun.. sen de bu yaşlarda kaçma isteğiyle dolup taşmışmıydın diye..tv deki aksiyon filmini göstererek 'vay vay adamlar nası yapıo öyle arabalar uçuyo falan' diyecek..çıkmazlara girince naptın baba .. 'benim kimseye eyvallahım yok'..diyecek.. peki uyandığında tüm gün yatakta kalmak istedin mi, yada bi sahil kasabasına yerleşiyim, hayatımdaki herkesi geride bırakayım dedin mi...'ayağa kalkmışken bana bi su getirir misin kızım'..diyecek..net basit ve sıfır beyinle verilen açıklamalarla gelecek...kaçmak ve yadsımak babanızdan miras kalacak, ileriki yıllarda farkedeceksiniz ama buna özgürlüğüme düşkünüm, kendimi arıyorum gibi yaftalar yapıştırıp rahatlayacaksınız...
  kendinizi düşünün.. ılık bir su koyun ayaklarınızın sığabileceği bir kabın içine.. biraz tuz ve ufak bir sabun atın ve minik ayaklarınızı suyun içine koyun ve kendinize sorun 'napıyorum ben, neyin peşindeyim acaba' diye...sonra ayaklarınızı durulayın, siz bu ucu açık ve cevapsız sorunun altında ezilirken buruşan ayaklarınıza nemlendirici sürün..
  şimdi havuzdan çıkıp derin bir nefes alabilirsiniz..

19 Mart 2011 Cumartesi

  kapı sesiyle uyandım..yanlış daireye gelen biriymiş..sonra geri uyudum. kısa saniyelik rüyalar gördüm..ufak tatlı sıçramalarla geri uyandım..

  giyindim, kahvaltımı halleyle yaptım, yokuşu yavaş yavaş indim, otobüs gelmedi bende biraz yürüdüm..kulaklığımı taktım..şarkıyı mırıldandım.. sanırım sesim dışarı taştı, bana baktıklarını gördüm, sorun değildi. şarkı güzeldi, sözleri de güzeldi. işe gittim. önlüğümü taktım, gömleğimin düğmelerini sonuna kadar kapattım. böyle olmasını seviyordum. her gün gelen tiplere her zaman ki gibi soğuk ve mesafeli davranıp sipariş aldım, verdim..'çırpılmış yumurta istiyoruz. ama ikiye bölün. yarısını sulu bırakın, kalan yarısını da çok iyi pişirin. bir de iyi pişenin içine keçi peyniri koyun, sulu olana da beyaz peynir’ ... siparişi aldım. mutfağa verdim, mutfaktakiler bana kızdı, sövdü. umursamadım..toplantı oldu, herkes toplanıldı. 'bundan sonra bir kişiye bir dilim ekmek verilecek' denildi. üç kere tekrar edildi, yetmedi yazı yazılıp panoya asıldı. sonra toplantı bitti, dağıldık. 256 metrekarelik dükkanın 5 metrekarelik soyunma odasında üstümü değiştirdim ve oradan çıktım. bi kaç mağazaya girdim, deniceklerimle beraber soyunma kabinine girdim. soyunma kabinlerinin ışığını ve yalancı aynalarını severim. yüzümdeki detaylara baktım. bi kaç siyah noktamı sıktım ve oradan çıktım. arkadaşımı aradım, cihangirde evdelermiş. gittim, içtik, gülüştük, radiohead konserini internetten izledik.. 'abi adamlar yapıo yaa, kafaları güzelmidir sence' dedik. sonra ben gaza geldim. onu aradım, meydanda buluştuk, meydana yakın bi yere gittik. biraz içtik, yakınlaştık, öpüştük. taksiye bindik, taksi dik yokuşu çıkarken sinirlendi, mırıldandı, paramın bozuk olan kısmını vermedi, önemsemedim. çünkü eteğimin içine doğru bir el ılık ılık ilerliyordu. eve geldik, hemen sevişmeye başladık. biraz hüzünlendim, başkasının yanımda olmasını istedim, o bunu fark etmedi çünkü ışıkları kapamıştım, aydınlıkta sevişmekten hoşlanmazdım, sonra kendimi toparladım, ritme ayak uydurdum. sonuç olarak sevişmeden hoşlanmadım, ama sonunda ki küçük öpücüğü ve sarılarak uyumayı sevdim.
  uyandım..o gitmişti..erken kalkması gereken bir işi vardı. yalnızdım, evde kimse yoktu ve şarkının sözleri gerçekten güzeldi.. bu sabahı sevmiştim..


night and day
I dream of
making love
to you now baby
love making
on screen
impossible dream
and I have seen
the sunrise over the river
the freeway
reminding of
this mess we're in
and ... the city sunset over me…
pj harvey&thom yorke