23 Nisan 2012 Pazartesi

   aylardan nisan,  günlerden pazar, saat akşamın en tatlısından sanki 6 gibi...şöyle balkon olsa, bahçe olsa, bira olsa dedirtecek kıvamlı bir esintiye sahip..açmışım son ses into the black çalıyor..
  beşinci biramı içerken birden aklıma lisedeki edebiyat hocam geldi..belki de hayatımı kurtaracak o teklifi yaptığı, benim için dönüm noktası sayılabilecek o gün..’tatlım bence senin sayısalla işin yok, edebiyatı seçmelisin, bu konuda yetenekli olduğunu düşünüyorum’…bu konuşmasının ardından uzunca bir süre ön sırada oturan aşık olduğum veled-i ziyana bakmıştım..eğer yetenekli olduğumu düşündükleri bölümü seçersem, bu esmer yavruyu daha az görüp, mıncırma hayallerini rafa kaldıracaktım…’hayır hocam, fen benim idealim..ağırlık merkezi olsun, avogadro sayısı olsun, hepsi benim dostlarım ve onlardan ayrılamam’ dediğim o günü, hayıtımın makus kaderini de elimle çizmiş olduğumu, dün gibi, şu an gibi, net, pür bir şekilde hatırlıyorum….çünkü kromozomlar, çift sarmallar, tümden gelmeler yada  dairenin içine geçmiş gizli huniyi görmeler benim işim değildi..ama o zamanlardan rengimi belli etmiştim..
  çalışma masamın üzerinde duran lisede en fazla öpüşmüş, daha ileriye gitmeyi hayal bile edememiş kızlarla toplu  fotoğrafıma bakınca, hem daha fazla ne kadar çirkin olabilirimi hem de 10 yıl sonramı görebiliyor olmanın  korkusunu ensemde hissetmiştim..sanırım uzunca bir süre beklenti içinde olduğumu itiraf edebilirim. artık ‘keşke’lerimi fısıltı halinde sabah 7 ye karşı tekrarlıyorum..bana güvenebilirsiniz, benden başkası duymuyor ..
  hiç sevmediğim pazar gününün, hiç inanmadığım pazar gününün en sevdiğim saatlerinde iki saniyeliğine de olsa nerde ve kim olduğumu unuttuğumu hayal ediyorum…yeni aldığım sepetli bisikletimle koca İstanbul da düz yollar ararken ’şarkı neydi, kim söylüyordu bu riffler, beatler kimin eseriydi, neden sürekli ayak fotoğrafları çekiyordum, 90 lar da ne olmuştu da omuzlarımda büyük bir kambur vardı, aşk neydi, ne kadar uzaktı, ne kadar içimdeydi, oğuz atayın bütün kitaplarının evimde  ne işi vardı’..hepsini unuttum gitti…
  ‘tatlım, sana söylemiştim..senin fen le işin olmaz diye…neyse siparişimi veriyim sana yine de; yağsız süte cafeinsiz az köpüklü latte canım, annene de selam söyle benden olur mu?’…

Hiç yorum yok: