24 Ocak 2012 Salı

  ağrılarımı nazikçe kavradı, gözlerim kapalı hiçbir şey hayal etmezken kulağıma eğilerek ‘kabuslar bitti, şimdi kalanını kabullenme zamanı’ dedi..



  çilli çocuk:
hala depresyonlarınla kapışıyor musun?..saçların uzamış..
  ben:
tam tekmil küçük evimde duruyorum..sen gittiğinden beri frenchkiss etkili bir hayatımın olmadığını kabul ettim, ayrıca kalp kıracak güzelliklerin peşinden koşmuyorum, yorulmadan sallanan kalçalarla dans ediyorum çoğu gece, uyuyamıyorum, ama uykusuz olduğumda söylenemez, tahribatlarım hakkında konuşmuyorum, bazen her şey tekerrür ediyor, fark ediyorum, köklerimi aradığım koca bir yalan, saçmaladığım, kızdığım, öfkelendiğim yok..sen gittiğinden beri işi dert etmiyorum..nefret bile etmiyorum. kaltak karılara kahve ısmarlıyorum, patronuma gülümsüyorum..
  
  çilli çocuk:
the organ love, love, love çalıyor..
   ben:
rüyada dişin dökülmesinin ne demek olduğunu biliyorum, merak etme kafamı kuma gömdüğüm falanda yok..biliyorum sana dokunamadım, seni tam olarak sevemedim, uyurken sarılamadım, seni tanımadım, adını hiçbir zaman öğrenemedim, ama sorun değil..her gittiğim yere hala seni götürüyorum..kahveni sütsüz içtiğini hayal ediyorum, şemsiye kullanmaktan hoşlanmadığını, uçağa binince heyecanlandığını, gazete okurken sevdiğin bir haberi sesli okuduğunu..sonra hayal ettiğim, yarattığım seni, çillerini seviyorum, şarkılar değişiyor,izlenen filmler çoğalıyor, birileri geliyor, birileri gidiyor, ne halim varsa görüyorum..


  çilli çocuk:
kimse güneş çıkana kadar geçen sürenin kolay olacağını iddia etmemişti zaten..
  ben:
o elindeki çiçekler bana biliyorum..o gelinciklerin hepsi benim için..biliyorum..