9 Şubat 2012 Perşembe

 
  ve zurnanın eylül sarıgiller dediği yerdeydim..

eylül le tanışalı 3 hafta olmuştu..herhangi bir gün, herhangi bir yerde, herhangi birkaç arkadaşla yemek yerken karşı masada kalabalık bir grup içinde, dağınık kısa saçlı eylül ün bana baktığını fark etmiştim..sanırım en az benim kadar orda olduğu için sıkılıyor ve suratımdan bunu anladığı için kendince bir yakınlık kuruyor diye düşünüp, dudağımın kenarıyla tebessüm edip içkimden bir yudum daha almıştım..arkadaşlarıma dönüp bir türlü nail olamadığım sohbetlerinin yarısında araya girip, birkaç şey zırvalayıp biraz da gülümsemiştim..sonra kafamı karşı masaya, eylül ün olduğu yöne çevirirken eylül le tekrar göz göze gelmiştim..uzaktan pirupak gözlerini görebiliyordum..birden öylece kalmıştım, sadece bakıyordum ama içimden bir şey geçirmeden, pastoral bir şekilde onu izliyordum..ve eylül ün masadan kalkıp bana geldiği anda, yanaklarım hiçbir allığın yada hiçbir utangaçlığın veremeyeceği pembeliğe geçiş yapmıştı çoktan..


‘aklından geçeni bana söyleyebilirsin..burası berbat sıkıcı bir yer ve arkadaşların tam bir moron’


eylül alabildiğine sarhoştu ve vanilyayla leylak karışımı bi kokusu vardı, sağ gözünün kenarındaki ufak yaradan dolayı bir gözü diğerine göre küçüktü..kaşları havada sarf ettiği cümlenin karşılığını benden bekler gibiydi..


‘bence burası gerçekten çok sıkıcı ve sanırım senin de arkadaşların tam bir moron’


gülümsemişti ve elindeki kadehi benim kadehime dokundurduktan sonra hepsini tek seferde içti..


‘ben eylül..eylül sarıgiller..adımı soyadımla beraber söylemeyi severim, çünkü hiç fonetik değil’


eylül alabildiğine sarhoştu bu yüzden elleriyle saçımla oynamasına izin verebilirdim yada kulağıma fısıldamasına..nasıl olsa melankoliyi arzu nesnesi haline dönüştürmekte üstüne kimseyi tanımayan ben, bunun altından da rahatlıkla kalkabilirdim..


‘memnun oldum eylül sarıgiller’


‘sana bir sır vericem..romantizm ne zaman ölür biliyor musun? işin içine gerçeklik karıştırdığın zaman..çünkü romantizm, gerçek dışı kurguların üzerimizde bıraktığı koca bir yoksunluk koca bir boşluk hissidir..içinde elle tutulabilen hiçbir şey yoktur’


eylül sarıgiller den tam o esnada gözlerimi alamadığımı fark etmiştim..eve gitmek , üzerini örtmek, sıcak su torbası yapıp ayaklarına koyup, dağılmış, birbirine karışmış saçlarını düzeltmek istemiştim..


eylül alabildiğine sarhoştu ve kendi romantizmiyle ilgili gerçekliğini anlatırken omzuma yaslanmıştı..artık o andan itibaren benim içinde moron sayılabilecek arkadaşlarım anlamsızca bize bakmaya başlamıştı..


‘sana bir sır vericem…bence artık bırak her şeyi..bırak gitsin..gerçek sadece sartre nin kitaplarında, van gogh un tablolarında kaldı..ve hepsi gitti ve hepsi öldüler..gerçek: içimden seni çocukluğumdan beri tanıyormuşum gibi hissettiren o duygu bence ’


  eylül sarıgiller le ocak 20 de soğuk bir istanbul akşamında tanışmıştım…eylül o gece alabildiğine sarhoştu ve o gece kulağıma dünyanın en güzel cümlelerini fısıldamıştı ve eylül origamiden kuş yapmayı biliyordu..