4 Temmuz 2012 Çarşamba

  merhaba sevgili köşe yazarı ama kendini durmadan rock starı zanneden ki sanırım boyu 1.55 bile olmayan zat-ı ziyan…yeme içme sektöründe olup da seni seveni bulmanın neredeyse imkansız olduğunu bilmene rağmen hala mekanlara gitmen, oralardan üstün hizmet beklemen, götünü yalamadıkları yada ikram, indirim yapmadıkları zaman köşende fütursuzca eleştirmen ve en komiği de tekrar o mekanda boy göstermen kişiliğinin stabil duruşudur, elbette takdire şayandır..hiç bir boktan anlamamana rağmen, söz türk kahvelerin benden bundan sonra ..ilkokul defterimdeki kompozisyonlar senin şarkı sözü diye yazdığın ucuz posta gazetesi  akrostij şiirlerden daha iyidir kısmını es geçiyorum fark ettiysen.

  merhaba sevgili manken, lolita, anne, dj, koleksiyoner, oyuncu, yazar…her şey yaa, hepsi.. gezegendeki sanata, üretime dair her şeyin karşılığı sensin be güzel abla…sevmediğin ot götünde bitermiş efsanesi seni her gördüğümde güncelleniyor..merak ediyorum bu hayatta ‘bilmiyorum’ dediğin bir şey var mı rock’n roll beybi?...derken sorunun cevabı kendi içinde gizli bile değilmiş..kinayeli bir tebessüm bulamadım henüz buraya yapıştıracak, onun yerine roselerimizi tokuşturup, kafamızı müsli kasesinin içine batırabiliriz..
  selam ömrünün 4/3 ünü diyette geçiren bu yüzden de beyin yetisini kullanmayı uzun yıllardır unutan tatlı şey..beni boğarak öldürmek istediğini biliyorum, kim salatayla bir ömür geçirse nefsi müdafaa dan serbest kalır.. menü de hiçbir şey bulamadığını her gün söylediğin ve nefret ettiğin bu mekana neden gelirsin tekrar tekrar tekrar?  bi siktir git desem ki diyemem, oysaki deli gönül şöyle ağız dolusu gün ışığı görmemiş küfürler söylemek ister sana..onun yerine içtiğin kahvenin yanına verdiğim küçük kurabiyeler zaten ana bacı küfrünün hamura dönüşmüş hali olduğundan sanırım senin için yeterlidir…evet 34 bedenim, evet 44 kiloyum, evet o tatlıları yiyorum ve evet ben de seni seviyorum..
   hepimiz biliyoruz küba da çok acayip mojito yapıldığını, singapur da yediğin noodle un buradakiyle aynı olmadığını, hele italya da ki o pizzalar, ispanya da ki o tapaslar, berlin deki o kokteyller..bir boktan anlamayan, çiple çalışan biyonik yaratıklarız, bu yüzden tuvalete sıçtığında sifonunu çekmemeyi  ve gördüğün her şeyi herkesi beğenmemeyi  hak ediyorsun bebeğim..sana erişemem, seni  anlayamam, emekli maaşını yeni almış anneannem gibi o değerli çantanı kucağında taşımanın sebebini kavrayamam..bundan mütevellit beni,  bizi bağışlayın…bir de o götünü sildiğin tuvalet kağıdı var ya onu çöp kutusu adındaki minik kapaklı metale atıyorsun tatlım olur mu?