4 Eylül 2010 Cumartesi

  gazete eklerini okumak boş hayatımdaki  en büyük eğlencem. köşe yazarlarının mekanlara gidip yemek yeyip nerenin iyi nerenin berbat olduğunu yazdıkları yazıları okumaksa keyfime keyif katıyor artık. kahvemi höpürdeterek içip kıçımı kaşırken bir yazıya denk geliyorum..taraflı bir gazetenin boş konuşan bir köşe yazısının başlığı beni okumaya itekliyor...'mekanlar ne zaman adam olur'...kendince haklı olduğunu düşündüğüm bu kadıncağızı kendi haline bırakırken, popülizm rüzgarına kapılanlar ne zaman adam olur diye nacizane bir ileti yazmak istiyorum kendisine ve bomboş benzerlerine.
mekanlar ne zaman adam olur:
  * tuvalet kağıdına para harcamayı öğrendiklerinde demiş...bu beni bağlamaz. babamın dükkanı değil, nerden kısıp neyden kar edeceğini sen ya da ben söyleyemeyiz. önce tuvaleti tek bir deliğe yapma becerisi göstereceksin. diyelim bunu beceremedin, istediğim saçma sapan yemekler tabakta durduğu gibi tuvalette yerini almıyor diyorsun, o halde tuvaleti girdiğin gibi bırakacaksın, adam gibi temizleyeceksin. ama sanırım bunu yapamazsın çünkü tam o esnada 'amaan temizlesinler işleri ne' diceksin. çünkü sen times ya da guardian da yazan önemli bir yazarsın ve buna hiç vaktin yok. o zaman o güzel pembe götünü de dia tuvalet kağıdıyla silmeyi hakedersin.
  *servis elemanları etrafa hakim olduklarında demiş ...derdiniz nedir bu garsonlarla.. yemeği beğenmezsiniz garsona çemkirirsiniz, bu ne biçim  kokteyl dersiniz garsona çemkirirsiniz, burası çok sıcak nerde garson sikicem belasını dersiniz…her işletmede departmanlar vardır, yaz bunu bir yere, yaz bunu macbook’una..yemeği ahçı yapar, baş ahçının yanında çalışanlar vardır. ızgaracı, soğukçu, tatlıcı, bulaşıkçı..içkileri ve kahveyi barmen hazırlar, paradan kaçmayan bi yerse barmenin bir de barboy’u vardır. garson yalnızca servisi yapar, ona da komi yardım eder. tüm bunlara sahip olana da mekan sahibi denir, parayı o bastırır, parayı o kazanır..yani ne erkek arkadaşından ayrılma sebebin ne  götüme benzeyen damağına uymayan yemekleri yapan  ne de içkileri hazırlayan o garsondur…
  yoruldum...devam edemicem, sebebini şu anda anladım, hesap ödememek...bu para sahibi olmanın, kendi çaplarında tanınmışlığın verdiği bi hezimet. o mekana gelmekle oranın reklamını yaptığını sanmanın fakirliği içinde, para ödemenin koymasının yol açtığı siğiller hepsi...ahh bebişim ya, sen 160 karakterlik yazılarını yazmaya devam et ve siktiğim parizyen ayaklarını bir kenara bırak artık. bak 50 ler geri geldi, otur mad man i izle, boris vian oku, beyaz bir vespa alıp vali konağında dön dolaş dur, telefonundan anlık durumlarını bildir, ipod unda sürekli charles aznavur çalsın, vouge un eski sayılarını topla, yıldız parkında küçük piknik kaçamakları yap ve bit gibi her yerde açılan house cafe lere gitmekten vazzgeçç...